Saç Dökülmesinin Nedenleri Nelerdir?

Sağlıklı bir erişkinin başında yaklaşık 100 bin saç kökü bulunur. Her gün 50 ilâ 100 saç teli tarama, yıkama ya da sürtünme gibi nedenlerden dökülebilir. Hayatımızın belirli dönemlerinde daha az ya da daha çok saç dökülmesi olağandır.

Her saç kökü büyüme evresinden dinlenme evresine geçen bir döngü içindedir. Yani saç büyürken 3 evreden geçer:

  • Kıl kökünün saç ürettiği birinci evre yani büyüme evresi (anajen faz) 2 ilâ 6 yıl sürer. Bir saç teli her gün yaklaşık 0,35 mm büyür.
  • İkinci evrede yani geçiş evresinde (katajen faz) büyüme durur ve kıl kökünün yerini küçük bir hücre kümesi alır. Bu hücre kümesi daha sonra yeniden saç üretebilir.
  • Üçüncü evre olan dinlenme evresi (telojen faz) ise 3-4 ay sürer. Dinlenme evresinin sonunda saç kendiliğinden dökülür. Tararken dökülen saç telleri genellikle bu evrededir. Dökülen saçın kökü derine inerek yeni saç üretimi için hazırlanır.

Büyüme, geçiş ve dinlenme evresi sonucunda gelişen doğal dökülmeler iki ay kadar sürer ve yılda 3 kez tekrarlar. Dökülme dönemi iki aydan uzun devam ederse normal kabul edilmez ve tetkik gerektirir.

Doğal saç dökülmesinin başlıca nedeni kalıtımsal unsurlardır. Yaş ilerledikçe saç telleri hem incelir hem de sayıca azalmaya başlar. Saç dökülmesine yol açan diğer nedenler ise şunlardır:

  • Doğum,
  • Tiroit hastalıkları (hipotiroidi, hipertiroidi),
  • Demir eksikliğine bağlı kansızlık,
  • Çinko eksikliği,
  • Özellikle bilinçsizce yapılan diyet ve eksik protein içerikli beslenme,
  • Menopoz,
  • Yüksek ateşli hastalıklar,
  • Bazı ilaçlar (doğum kontrol hapları, antidepresan ilaçlar, bazı mide ilaçları, A vitamini fazla alımı vs.),
  • Kanser tedavileri,
  • Bağışıklık sistemi ile ilgili hastalıklar (lupus vb.)
  • Stres

Saçlı deri enfeksiyonları (bakteri, mantar), kazalar (yanık, travma), saç koparma hastalığı (trikotilomani), saçları çok sıkı toplamak ve mevsimsel dökülmeler de saç kayıplarına yol açmaktadır.

Erkeklerde Saç Dökülmesinin Nedenleri

Kadınlarda ve erkeklerde saç kaybı farklı şekillerde ortaya çıkar. Erkeklerde alın köşeleri açılmaya, tepe bölgesi cılızlaşmaya başlayarak alındaki saç çizgisinin geriye doğru çekildiği görülür. Erkek tipi olarak tanımlanan bu dökülme alın-saç çizgisinin giderek önden arkaya doğru gerilemesi şeklinde seyreder. 

Erkek tipi saç dökülmesi (Androjenik Saç Dökülmesi) genellikle testosteronun etkilerine karşı kalıtsal bir duyarlılık nedeniyle oluşur. Saç ve kıl büyümesi esas olarak androjenlerin etkisi altındadır. Ergenlik döneminde koltukaltı ve kasık bölgesindeki kıllar testosteronun etkisiyle kalınlaşmaktadır. Buna rağmen genetik olarak saç dökülmesine yatkınlığı olan kişilerde başta testosteron olmak üzere androjen hormonları kıl kökleri ve saçları olumsuz etkileyebilir. Erkeklik hormonlarından biri olan DHT (Dihidrotestosteron), erkeklerin yaşamının erken dönemindeki gelişim aşamalarında önemlidir ancak yaşlandıkça saç dökülmesinin nedeni haline gelmeye başlar.

Testosteron kıl kökü hücrelerine ulaşarak içine girer ve dihidrotestosterona dönüşür. Bu dönüşümü sağlayan 5a-redüktaz enzimi, erkek tipi saç dökülmesinden sorumlu bir moleküldür. Kıl kökü hücrelerinin içinde testosteron ve onun etkin hali dihidrotestosteron algılayıcıları vardır. Bu hormonlar hücrelerin saç üretimini olumlu ya da olumsuz şekilde etkiler. Erkek tipi dökülmelerde kan testosteron düzeyinde anormallik olmasa da kıl kökü hücrelerinin testosterona verdiği yanıtta bozukluk vardır. Yapılan son araştırmalar 5a-redüktaz enzimini ve androjen algılayıcısını kodlayan genlerdeki bazı bozuklukların bu tür saç dökülmesiyle ilişkili olabileceğini gösteriyor.

Erkek tipi hormona duyarlı saç dökülmeleri kroniktir. Yaş ilerledikçe saç kaybı artar. Erken yaşlarda başlanan takviye tedaviler (Saç Mezoterapisi ve PRP tedavisi vb.) dökülme hızını yavaşlatır ancak tamamen durdurmaz. Sonuç olarak sadece kelliğe giden süreyi uzatır.

Genetik faktörler söz konusu olduğunda özellikle erkeklerde, aile geçmişinde saç dökülmesi sorunu yaşandığı gözlenir.

Tedavisi mümkün olmayan durumlarda saç ekimi kesin çözüm olarak hastalara deva olmaktadır. Donör bölge olarak adlandırılan ensedeki saçlar DHT hormonundan etkilenmediğinden dökülen bölgeye nakledilecek saçlar buradan alınmaktadır.

Kadınlarda Saç Dökülmesinin Nedenleri

Kadınlarda genellikle tepe bölgesinde kısmi bir saç dökülmesi ile karşılaşılır.  Alın-saçlı deri çizgisi erkekteki kadar geri çekilmez. Başın ön kısmında 1-2 cm’lik bölge taç şeklinde korunarak geri kalan tüm saçlı deride genel bir seyrekleşme şeklinde gelişir. Hormonal bir neden yoksa genellikle ileri yaşlarda başlar. Kadınlarda en sık görülen saç dökülme nedenleri ise şunlardır;

  • Androgenetik (kalıtımsal),
  • Demir eksikliği anemisi (kansızlık),
  • Hamilelik ve doğum sonrası dönemdeki hormonal değişiklikler.

Erkek tipi dökülmelere kadınlarda da rastlanmaktadır. Ailede benzer öyküler olan kişilerde görülme sıklığı yüksektir. Aşırı stres, dengesiz beslenme, uzun süreli aç kalma ve hormonal problemler de kadınlarda genç yaşlarda erkek tipi saç dökülmesine neden olabilmektedir.

Doğum sonrası ve menopoz döneminde saç dökülmeleri kadınlarda en sık rastlanan problemlerdendir.

Genetik faktörler ve sağlık problemlerinin yanı sıra hatalı uygulamalar da saç dökülmesine neden olur. Sık sık rengi ve modeli değiştirilen, ısıya ve kimyasala maruz kalan saçlar yorulup yıpranır. Yıpranan saçlar mat, cansız ve uçları çatallaşmış bir görünüme sahip olmakla birlikte dökülmeye meyillidir.

Saç dökülmesinin en önemli sebeplerinden biri yanlış kozmetik kullanımıdır. Bu durumda saç diplerinin doğal dengesi bozulur ve saç kökü deriye tutunamaz.

Saçların dökülme sebebi tespit edildikten sonra vakanın tedavisinin olup olmayacağı uzman tarafından tayin edilebilmektedir. Uygulanan tedavi saç dökülmesini tamamen durdurmasa da dökülme hızını yavaşlatacaktır.

Son yıllarda saç dökülmesi vakalarına ileri teknoloji ürünleriyle müdahale etmek, hormonları dengelemek, tedavi ederek dökülmeyi durdurmak hatta saçların yeniden çıkmasını sağlamak mümkün. Önüne geçilmeyen saç kaybında kesin çözüm saç ekimi olup, oldukça başarılı ve doğal sonuçlar elde edilmektedir.